Güzel Sözler

Esrarengiz Sözler

Esrarengiz Sözler, Esrarengiz Yazılar, Esrarengiz Mesajlar.

 

Sen güneşsin, diğerleri yıldızlar. Peki güneş varken yıldızlar niye yok? Hiç düşündün mü?

Yarınlarıma umut ektim gel artık sevgilim birlikte umutlarımızı sevgiyle biçelim.

Yalnızlık kaderimde yer alıyor artık gittin ya hayatımdan sensiz kaldığım gün öldüm gülüm.

Biz dosta selamı da biliriz, yare sevdayı da, yeter ki dost yürekli, yar vefalı olsun.

Umutlar tükendiğin de, her yer karanlığa büründüğünde; ışık bekleme! Kendin aydınlat önünü.

Senin için nice savaşlara girdi bu yürek şimdi sensiz kaldım savaşlarımla bıraktın beni.

Seni gördüğümden beri uykudan kesildim sensiz gecelerimde yalnızlığımın sesiyle sana şarkı yaptım.

Unutulmaz sevginin tek sahibi sensin unutmadı bir kalbim seni unutamadı sadece seni.

İnsan ılığı severken sıcaktan korkar serinlik isterken soğuktan donar kalp ise sevgi isterken aşktan kanar.

Aşkın seni bulmasını beklemek, karanlıktan aydınlığa çıkmayı beklemek kadar ıstırap vericidir.

Güldüğünde güneş açıyor hava üzüldüğünde yağmur yağıyor dünyama gel hadi ilkbaharımızı kuralım birlikte.

Bazen uzun uzun cümleler kurarsın, anlayan olmaz. Tutar bir nokta koyarsın, duymayan kalmaz.

Seni aşka götüren bir araç yoktur; bir gün tesadüfen hiç beklemediğin bir anda biri gelir ve seni kalbinde taşır götürür.

Yıllar sonra bir gün pişman olursan bak. Eğer içinde bana karşı birazcık sevgi varsa beni orda bulacaksın!

Sevgi parçalanıyor yalnızlığın kucağında, umutlar eziliyor hasretin ayakları altında; bir yudum seni görüyorum boş bardağımda.

Sevgiye giden birçok yol vardır; sen dikkatlice birini seç ve umut etki bu yol en karmaşığı olsun; yani aşk olsun.

Numarasına bakmadan ayakkabı almıyorsak karakterine bakmadan da kimseyi hayatımıza almayalım. Küçük ayakkabı ayağını, küçük insan canını sıkar.

Hayat pürüzlerle ve çukurlarla dolu bir yoldur sen pürüzlere takılıp düşersen çukurlara düşme fırsatını bulmazsın.

Gidiyorum. Son yaprakta düştü az önce. Hayatın bir ağacın yeşerip, yapraklarını dökmesi arasındaki zaman kadar kısa olduğunu nerden bilebilirdim?

Sevgi olayların gelişmesi sonucu ortaya çıkar aşk ise altında tesadüflerin imzası bulunan muhteşem bir başyapıttır.

Haydi kalk! Önce gözlerini sonra kalbini aç sabah kalkarken ve umut et ki o gün karşına çıkan biri önce gözlerine baksın kalbine  girsin işte o zaman bir dahaki sabaha kadar gözlerini de kalbini de kapatamazsın!

Hep derler ya sensiz bir parçamı eksik hissediyorum diye. Ben öyle hissedemiyorum; çünkü sen hissetmem için gerekli olan şeyi yani kalbimi de götürmüşsün!

Hiçbir şey yolunda gitmiyorken sen nasıl gittin?

Kalbime öyle bir kök saldın ki asırlık çınarları bile yıktı bu kök!

Aşk denen yolun sonu hep yalnızlıklar ülkesine çıkar!

Gerçek aşkı bilen bir kalp, bir yudum suya bile hürmetle bakar.

Denizler için üzülürsen, okyanuslar yakarım ben. Vice

Tek başına hayatı öğrenen insanı, kimse yokluğuyla korkutamaz.

Soğuk bedenime sıcakcık gülüşünle hayat verdim aşkım.

Karşılıksız bir şey için bir karşılık beklersen, cevabın karşılıksız olacaktır.

Sen kendini bilmezsen başkalarının tanıdığı sen, sen değilsindir.

Aşk yolunda yürürken beni takip et! Ben önden gidip sana yol açacağım.

Ömür bir gül gibidir, belki solmaz ama her gün bir yaprağı dökülür.

Allah’ım sen benim belamı verme. Be bizzat kendim arayıp buluyorum zaten.

Gülüşün yıldızlar kadar parlak sevgin ise yıldızlar kadar esrarengiz.

Hayat hiçbir zaman acıyı ve derdi unutturmaz. İnsan sadece yaşadıklarına alışır.

Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş ama sen gitme ben cahil kalayım.

Gözlerindeki ışıltı sokak lambaları gibi, karanlıktaki yol göstericim önümü aydınlatan.

Bugünü yaşarken yarını da düşünürsen; bugünü istediğin gibi yaşayamazsın.

Senin yaşın aşka tutmuyor sevgilim, lütfen gelme.

Kaldır başını aşk belden yukarıda sevgili.

Buz tutmuş bir ruhum ben. Erirsem geri dönemem.

Erkeklerin doğuştan bildiği ana dil. İlgisizce.

Sevmek ifade edebilmek kadar ifadeyi unutmamaktır da.

Kalp bu ulan. Yok, öyle bir arkadaşa bakıp çıkmak.

O kadar güzel unutmuştun ki beni, hatırlatmaya kıyamadım.

Ben seni çoktan affettim, sen sen sevdanı helal et.

Affedilen vazgeçilendir o, affedildi çünkü ondan vazgeçildi.

Ağzı tabanca. Dudakları namlu, sözleri gece mermisi.

Attığın tüm zarlar kaybettirdi bana. Hani sen benim düş eşimdin.

Çek bakışlarını gözlerimden, aşk bu şeytan doldurur.

Ne komünizm, ne kapitalizm, ne ateizm, ne sosyalizm kısmetsizim…

Sevgilim, sevdanın sevdaya ettiğini etmez et, kemiğe.

Yarı yolda bırakmışım. Nankör olma yarı yola kadar getiren benim.

O kadar düşledim ki seni sevgili, yitirdin gerçekliğini.

Duydum ki böbreğinde taş varmış sevgili. Kesin kalbinden düşmüştür.

Aşk, bozuk bir pusuladır; seni yanlış bedenlere götürür.

Her aşkta dönme dolaptayım ve kesiliyor elektrik ben en tepedeyken.

Sigarayı bile kıskanırdım; kalbine giden yollara uğradığı için…

Bırak şimdi yanaklarımı dudaklarımı gücün yeterse yüreğimden öp beni.

Tahterevalliden ilk kim kalkarsa yırtar, öbürünün kıçı yere vurur.

Bana yol vermeyi düşünmeden önce sana verdiğim yolda yürümeyi öğren…

Dünyanın en uzun gecesi 21 Aralık değil, beni terk ettiğin gecedir.

Kötü yola düşmüş gecelerden geliyorum. Kusura bakma gözlerim biraz kirli.

Belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi.

Seni Babilin asma bahçelerinde astım bak bakalım dünyanın kaçıncı harikasısın.

Ah o tipine kurban olduğum bir de tipine yakışır bir yürek taşısaydın…

Normalde 2 gün zar zor giden telefonun şarjı, artık 5 gün gidiyorsa yalnızsındır.

Bir insanı kaybetmek istiyorsanız çok sevin, kendiliğinden gider zaten.

Bu gece alkolle sabahla; ona de ki; ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi kaybettim.

Bana geleceğin günün adını tıp çok önceden koymuş meğer kıl dönmesi.

Sana kemik değil; aşk verdim. Şimdi itlik yapmanın âlemi yok gitme diyorsam gitme.

Bilirsin beceremem yaşamayı. Bir damla su olsam, gider rakıya damlarım.

Benim gibisini bulamaz demişsin haklısın senin gibi şerefsizi mumla arasam bulamam.

Seviyorum affet dedi ya, o an insanın sadece ağzıyla gülmediğini anladım.

Hiç görüp, dokunup, öpmediğin birine aşık oldun mu? Olsan bilirdin aşkın ne olduğunu.

Kirpiklerini kıskanasım geliyor meselâ; gözlerine benden daha yakın diye.

Toprak olsam üstüme basmayacaksın, hava olsam içine çekmeyeceksin. Öyle düşmansın.

Senin için ölürüm dedi. Benim için zaten öldün dedim. Cesedini alıp çıktı.

Anlamadım ben mi iyileşmemiş yarayım herkes mi keskin bıçak? Sormadım. Sadece kanadım.

İlla 3. Şahıslar girecekse aramıza. Minik parmakları olan bir kızımız olsun.

Kadınlar mı zeki yoksa erkekler mi diye merak edenler. Havva bir elmayla kandırmış Ademi.

Kahvenden bir yudum bile almamışsın; korktun mu beni kırk yıl sevmekten.

Kim demiş ki, en büyük aşklar nefretle başlar diye, benim en büyük nefretim bir aşkla başladı.

Tabiatın güzelliğine bak. Dedim. Ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum dedi.

Anlamadım. Ben mi iyileşmemiş yarayım, herkes mi keskin bıçak? Sormadım. Sadece kanadım.

Sevgilim beni aldatıyor musun dedi, hayır onu aldatıyorum dedim afalladı.

Gözümü bağlayıp atsalar sırtımdan itip; yine senin yanına düşerim, yer çekimi değil, yar çekimi.

Ben bir silahım. Ama hiçbir silah yaralamaz insanı, bir başka insan olmadan.

Her rengin bir kişiliği vardır. Her kişiliğin de bir rengi. Ben senin rengini buldum. Kahpe rengi.

Yolun açık olmasın sevgili. Nasıl olsa önün açık her türlü bulursun sen yolunu.

Beni unut diyorsun ya; bu bana imkânsız geliyor. Çünkü seni unutmam için, hatırlamam gerekiyor.

Beni bir öküz sanma sakın sevgili, çünkü sen, o kadar hülyalı bir tren değilsin…

Bir kadın aşka inanmıyorum derken, aslında tek bir şey söylemek istiyordur; hadi beni aşka inandır.

Her şeyi geriye saymaktan yorgunum, kaç intiharım varsa o kadar sevgilim var.

Şimdi sen gittin ya, şairin dediği gibi herkesi sana benzetiyorum. Bu da mı o şerefsiz acaba diyorum.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır öküzü değil. Neden dönmediğini şimdi anladım.

Bana benden iyisini bulamazsın diyen sevgilim ne gemiler yaktım ben, kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur.

Sonsuzluk istedim Allahtan. Sanırım s yi biraz sessiz söyledim. Şimdi onsuzum.

Gidiyormuş, ağırlaşır yağmurun iade etmediği karanlık bırak gitsin. Hiçbir caddeye çıkmayacak o sokak artık.

Bir bayanın gözyaşının akmasına sadece soğan değil, bir hıyar da neden olabilir.

Benimle oynadın bir tur yükseldin aferin. Şimdi git onunla oyna. Ama yanarsan yine benden başlama.

Şimdilerde elimde bir bıçak sevdiğin kadar sevilirsin diyen yalancı şairi arıyorum…

Sanma ki adını ağzıma alıyorum diye seni seviyorum. Dudak tiryakiliği benimkisi seni içime çekmiyorum.

Ağlıyor musun? diye soruyor giderken utanmadan. Yok, yanlış yerden işiyorum aptal.

Uyurken seni izlemek vardı şimdi. Kokunda sarhoş olmak. Seni uyandırmak için can atmak ama kıyamamak.

Giderken sana hoşçakal demek istedim ihanetin aklıma geldi hoşt çakal diyebildim.

Şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz. Ben bunu biliyorum su biliyor bardak biliyor bir sen bilmiyorsun.

Bir erkeğin en lezzetli yeri başının eti sanırım. Bu kadar kadın yanılıyor olamaz zira.

Suçumu cezama ikiz sayarken hakim bari beklenmeyen şahit ol sevdama. İdamıma elin boş gelme. Kendinle gel.

Ben zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı ödeyecek kadar ayığım.

Hatırlıyor musun bana armağan ettiğin ilk şarkıyı ölünce sevemezsem seni Ulan hayattayken bile sevmedin ki…

Hadi simit satanı anladım, kestane satanı da. Peki ya dost satan, o da mı ekmek parası?

Annem sürekli hiçbir şey yemiyorsun, kurudun kaldın deyip duruyor; ben ne kazıklar yiyorum kimse bilmiyor.

Senden evet cevabı alana kadar kendini yırtan sonra havalara giren canlıya erkek denir.

Sigarayı bıraksam diyorum tamamen sana başlasam. Sen daha çabuk bitirirsin işimi böyle çok yavaş ölüyorum.

Sen bir defa olsun seni seviyorum yalanını at; melekler günahını bana yazsın, olur mu?

Gelin arabasının önünü kesen çocuklara verilen zarf gibi, bomboş çıkıyorum sana her ne kadar plakasında mutluyuz yazsa da.

Okeyde beklenen son taş gibisin. Biliyorum beklemekle gelmezsin. Zaten gelme çünkü sen gelirsen ben biterim.

Bugün kitap izledim, film okudum, müzik yedim, yemek dinledim. Aklım sendeydi, hiçbir şeyi doğru yapamadım, şaşkınım.

Yaptığım şakanın ardından gözlerimin içine bakıp, aşk olsun dediğinde keşke. diyebilmek için can atıyordum.

Kusura bakma dünya, biz seninle anlaşamıyoruz. Ya ben sana fazla geliyorum, ya da sen benim hayallerime dar geliyorsun.

Evde kedi, köpek beslemekle hayvan sever olunmaz. Hayvan sever dediğin benim gibi koynunda yılan besleyecek…

Geri gelmemelisin. Ya olduğun yerde kalmalısın ya da gittiğin yerde. Sen bu hayatta gördüğüm en hoşçakalsın neticede.

Yüreği olmayanın kalbimi kırmasına müsaade etmem. Beni bir saniyede unutanı, ben iki saniye ile şereflendirmem.

Dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır diye bir şey yok dönecek. Bir katil olay mahalline mutlaka geri döner.

Bir plak olsam. Zeki Müren çalsam, bozulsam. Aynı yerde takılsam, hep tekrarlasam. Elbet bir gün buluşacağız.

Bazı kadınların şövalye sandıkları adamların, aslında alüminyum folyo ile kaplanmış denyo olduklarını görmeleri baya zaman alıyor.

Eros, yaşlandın mı? Okun gideceği yeri göremiyorsun. Ya bir imkânsıza, ya da bir hayırsıza denk getiriyorsun.

Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir. Bu, evrenin sen bakarken soyunamıyorum deme şeklidir.

Karpuz seçerken gösterdiğimiz özenin yarısını sevgili seçerken de gösterseydik bu kadar kelek aşklar yaşamazdık.

Biz ayrı dünyaların insanlarıyız dedi. Aman Allahım. Üzüntüden kahrolacağım. Ben iki dünya olduğunu sanan bir malı mı sevmişim.

Sıkı sıkı tembihlerler. Unut onu, aklına bile getirme, çıkar kafandan, hafızandan sil. Sanki seven beynimizmiş gibi.

Gittiğinde. Boş ver dünyanın sonu değil ya. Diyen dostlarıma. Benim dünyamın senden ibaret olduğunu nasıl anlatabilirdim ki.

Soğuk ve şekersiz çay gibisin, ne içimi ısıtıyorsun, ne ağzımda güzel tat bırakıyorsun, sadece uykumu kaçırıyorsun.

Ayır bizi hâkim bey. Zaten görücü usulü evlendik. Ne ona sordular bunu alır mısın diye? Ne de bana sordular, Dünyaya gelir misin diye.

Telaffuzu zor bir kelime gibi unutacağım seni. Çünkü telafisi yok insanın. Ve insan bir insanla yenileyemez kendini.

Git gidebildiğin yere kadar bu liman da kaybettiğim ilk gemi sen değilsin. Ama şunu unutma. Rıhtımda kalanı değil, çekip gideni vurur fırtına.

Özne olmayı bırakıp zamir oldum, edat oldum, yüklem oldum. Ama senin gibi, aşk ile ihanet arasına bağlaç olmadım asla.

Telefon rehberimdeki herkesi senin adınla kaydettim. Bütün gün beni arıyorsun, taklitler yapıp sesini değiştiriyorsun. Biliyorum, sen de özledin.

Herkese seni sevmediğimi söylüyorum. Afrikalı bir annenin oğluna ben tokum sen ye demesi kadar basit bir yalan bu.

Öyle bir yerin düşünü gördüm ki; insanlar, sabah uyandıklarında hâlâ hayatta olduklarını fark edip, günaydın demeden önce birbirlerini öpüyorlardı.

Bırakın bu ayakları. Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsalar, güya hepiniz âşıktınız.

Siz bir kelebeğe tutunuyorsunuz telaşla, onu incitmeden, kelebek telaşla geldiği tırtıla tutunuyor insan bu, azat etmek de gerek korkmayın, unutuluyor.

Aşkı hep iki kişilik diye öğrettiler bize. Peki ya kişilik bozukluğu sonucu mu dahil edildi 3. Kişi, aşk bildiğimiz şeye?

Sağlaması yapılmış bir çarpım gibiyiz sevişmelerden sonra; ikimizden biri sıfır olsa, diğeri ise istediği büyüklükte bir sayı; fark etmeyecek sonuç sıfır.

En basit yalanları gözüme bakarak söyleyen ahmaklar tanıdım. Bense onların cahil cesaretlerine ve kuş beyinlerine hayrandım.

Hiçbir lokantada tek başınıza oturabileceğiniz şekilde dizayn edilmiş masa bulamazsınız, toplum sizi yalnızlıktan kurtarmak için gerekirse ruh sağlığınızla oynar…

Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi, aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi, katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni.

Seninle ben bir çaydanlık gibiyiz. Ben üst kısmıyım sen alt kısmı. Hani büyüksün ya. Aramızdaki fark ise şu; ben sensiz de demlenirim, ama sen bensiz ancak su kaynatırsın.

Annem, neyin var? Diyerek böldü sessizliğimi. Ben de gittiğini ve kaybettiğimi söyledim. O da saçlarımı okşayıp; üzülme evladım. Cana geleceğine mala gelsin. Dedi.

Artık aramızdaki uzaklıktan şık bir matem giysisi diktirebilirsin kendine. Bir tek hücreni bile istemiyorum. Televizyonumun çekmediği bir kanal gibisin çünkü. Sen git, bambaşka hayatların yatak odalarında sıradan insanların tenlerini süsle.

Bu aşkın gelirinin yarısını sağır sultana bağışladım, duymazlıktan gelip seni, gitsin kulağını açtırsın, diğer yarısını sana bıraktım, kendine protez aşıklar alırsın.

Aşk ağır iştir emekli olamazsın sigortası yoktur ikramiye alamazsın yıllık tatil izni verilmez greve kalkıştın mı yersin sopayı her dakika lokavt tehlikesiyle burun burunasındır kaza riski yüksektir amatörce uğraşılır. Aşk ağır iştir. Yol boyunca bunları şoföre dayatamazsın. O uykuya yenilmek üzeredir sen ise rüyaya.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı