Güzel Sözler

Hoş Laflar

Hoş Laflar, Hoş Sözler, Hoş Yazılar.

 

Senin ne olduğun benim için önemli değil. Sonuçta gözlerimin sana baktığı kadarsın. Ben o gözleri senden çektiğim an hoş bir anı olarak kalırsın.

Bir umut kuşu çiz yüreğime beyaz olsun tüyleri kalbin kadar temiz olsun. Bir kanadı senin için diğer kanadı da sevdiğin için çırpsın.

Alaca karanlığı sevmem ben ya gündüz olmalı ya gece. Kurşun ya alnından vurmalı ya da namluda kalmalı. Yar dediğin ya senin gibi olmalı ya da hiç olmamalı.

Güller hep ellerinde açsın ama dikenleri batmasın. Sevda hep seni bulsun ama seni yaralamasın. Mutluluk hep yüreğine dolsun ama beni unutturmasın.

Yarının bugünden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine hemen bugün yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.

Ne içimde seni unutmak gibi bir his var. Ne de aşkımı körükleyen bir rüzgâr. Ne seni görmeyecek kadar güçlüyüm. Ne de görmeye dayanacak kalbim var.

Aşkların en soylusu birken birçok olandır sevginin en güzeli paylaşılan emektir aşkların en soylusu birken birçok olandır çıkarsız ve sınırsız paylaşılan yürektir.

Bugün bir çiçekçinin önünden geçerken bir çiçek ben çok güzelim beni al diyordu. Onu aldım ama güzel olduğu için değil seni gördüğünde utansın diye.

Deli bir yağmur olsam seni yağdığım yerler kadar severdim. Deli bir rüzgâr olsam seni estiğim yerler kadar severdim. Ama ben sadece deliyim ve seni aldığım her nefes kadar çok seviyorum.

Ne seni unutacak kadar zaman geçecek. Ne de geçen zaman seni unutmaya yetecek. Bırakıp gittim diye unuttum sanma. Zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

Yalanlar bitmez dudaklar susmayınca sevgi olmaz gözler ışıl ışıl bakmayınca güller içinde geçse de ömrüm senin üstüne gül koklamam gülüm seni koklamaksa ölüm sen buna değersin gülüm.

Hoş Sözler

Buruk bir duygu yüklenirse yüreğine gözlerin zaman zaman dalarsa uzaklara kulakların zamansız deli gibi çınlarsa bil ki bir yerlerde deli gibi özlenmişsindir.

Hayatın bana yaptığı en güzel sürpriz sen ol.

Sarılsam uyanacaksın biliyorum. Sarılmasam ben uyuyamam.

Tebessüm bedavadır; vereni üzmez alanı mutlu eder.

Eğer yapamayacağınızı düşünüyorsanız haklısınız. Yapamazsınız.

Eşyanın fiyatını bilmek değil kıymetini bilmek mühimdir.

Duyguları açığa veren gözler olmasa kalp hislerin mezar taşı olurdu.

Ben seni deli gibi sevdim sen beni deliyim diye sevmedin.

Gönlü aydın bir kişiye kul olmak padişahların başına tac olmaktan iyidir.

Herkesin uyuması aynıdır ama rüyalarındaki hayaller farklıdır.

Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bu günden başlamıyorsun?

Ne olurdu bir yaprağın daha olsa bak sevmiyor işte hain papatya.

Bir aptalın sizi öpmesine izin verin ama bir öpücüğün sizi aptal etmesine asla.

Söylenecek Hoş Laflar

Biz yalnızlık nedir bilmedik hiç. Aklımızda yar gönlümüzde Allah var.

Bir görünüp bir kaybolmak ayın ve yıldızların işidir. Sen insansın. Hatırladın mı?

İnsan ne kadar büyük ruhlu olursa aşkı o kadar derin bir şekilde duyar.

Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya hafızalardaki hatıra ya hayallerdeki ümittir.

Geçici öfkelerimizle kalıcı aptallıklar yaparız ismini de ‘Kusura Bakma’ koyarız.

Doğarken sen ağlıyordun başkaları gülüyordu. Öyle bir hayat yaşa ki öldüğünde sen gülesin başkaları ağlasın.

Sevdiğim insanlara kızabilirdim. Eğer sevmek bana mahzun durmayı öğretmeseydi.

Akşamı son bulan ufuklarda. Güneş damla damla erirken. Hayatta kalan duygularımla. Sana iki kelime söylüyorum. Seni seviyorum.

Ömrüm seni beklemekle geçecekse ve ölüm seni beklerken gelecekse bil ki seni orda da bekleyeceğim.

Denizi içerken maviler takıldı boğazıma karaya vuran balık gibi çırpınıyorum. Bu derin uçurumun önünde hangi yazgı tutukladı beni.

Doğan her günün sabahında içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak.

Yıldızlar gökyüzünde kayarken melekler ise oynaşırken sen ise dalıp beni düşünürken seni daima kalbimin derinliklerinde izleyeceğim.

Gözlerin gözlerimde ellerin ellerimde kalbin içimde ve ruhun bedenimde olduğu sürece seni sonsuza kadar seveceğim.

Mevsim ağlıyor bugün özlüyor o aydınlık günlerini ayrılıyor yapraklar ağaçlardan bir hasret rüzgârıyla. Bana eylülü yaşatma ey sevgili!

Yüreğim hafif ıslaktır benim kuytu köşelerde ağlamaktan ve rengi hafif uçuktur kurusun diye kaç kez güneşe asmaktan.

Eğer gökyüzü bir parça kâğıt deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki.

Dostlar ırmak gibidir kiminin suyu az kiminin çok. Kiminde ellerin ıslanır yalnızca kiminde ruhun yıkanır boydan boya.

Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak. Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok, sokağında fener, penceresinde cam, ama umudu var büyük insanlığın, umutsuz yaşanmıyor.

Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında.

Bilmezden gelişim, aptala yatışım kaybetme korkumdan değil; karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir.

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki, o ne yaptı? Deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

Korkma giderken ‘b’yi alıyorum, gerisini sana bırakıyorum. Ne de olsa sen bitirdin bizi. Öyleyse sende kalmalı ‘izi’.

Ellerine dokunmak isterim, dokunamam arkasından camın. Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm, alacakaranlığımda oynadığım dramın.

Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya.

Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikâyenin figüranı olmaya gitmiştir belki de. Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese.

Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye, ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım. Ama seninle bir başka yaşarım.

Yolunu beklerken daha dün gece, kaçıyorum bugün senden gizlice. Kalbime baktım da işte iyice; anladım ki sen de herkes gibisin!

Artık ne geri gelmeni beklerim ne de ben gelirim. Nasılsa ben bir şey kaybetmedim, sen bensizliği seçtin. Karar senin.

Büsbütün unuttum seni eminim, maziye karıştı şimdi yeminim, kalbimde senin için. Yok, bile kinim, bence sen de şimdi herkes gibisin.

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması!

Gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar, malı mülkü, aklı fikri, canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz.

Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.

Ne ben Sezarım, ne de sen Brütüssün. Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana kuşsun. Artık seninle biz, düşman bile değiliz.

Hapşurduğumda; çok yaşa, iyi yaşa yerine benimle yaşa deseydi keşke. Bende; sen de gör değil de, emrin olur deseydim sessizce.

Vicdanla birlikte, şeref ararım ben sevdiklerimde. Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim; zaman gelir, şerefsizleri” de severim.

İnsanlar işine gelince değil de vicdanına değince iyilik yapsalardı; bugün çıkar ilişkileri değil, gerçek sevdalar yaşanırdı!

Topraktan öğrenip kitapsız bilendir. Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhat’tır. Kerem’dir. Ve Keloğlan’dır.

Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır. Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.

Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine. Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar. Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar.

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini.

Belki ben sana sevmeyi öğretemem, ama sen de bana, unutmayı öğretmezsin. Belki ben sana kavuşmayı öğretemem, ama sen de bana, ayrılığı öğretemezsin.

Memleketimi seviyorum çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

Memleketim: Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

Yapraklara dallara, yeşillere, allara, nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara. Yaprak dala, al yeşile yaraşır, gayri bundan böyle vermem seni ellere.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için.

Yağmur yağıyordu boyuna, sözü onlar alıp dediler ona : “Daha pazar kurulmadı kurulacak. Esen rüzgâr durulmadı durulacak. Boynu daha vurulmadı vurulacak.

Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım! (Necip Fazıl’ın “Benim idealimdeki rejim olsa seni astırır, sonra da mezarını türbe yaptırırdım” sözüne cevaben)

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı