Güzel Sözler

Gamlı Sözler

Gamlı Sözler, Gamlı yazılar.

 

En çok hayal kırıklığını en güzel hayaller kurduğumuz insanlar yaşatıyor. Yüzümüzü hayal kurmadığımız insanlar güldürüyor. Anlamadım gitti.

Cümleler hafif kalıyor yaşanılanların ağırlığı karşısında. Bu yüzden susmak bu aralar en çok kullandığım iletişim şeklim.

Dışarıdan nasıl göründüğümün bir önemi yok, içerden görebilenler yetiyor bana. Dışarıdan yargılayanlara da sözüm yok, dışarıda kalmaları yeter onlara.

Senden habersiz sevdim seni, senden habersiz aldığım fotoğraflarına “sana aşığım” dedim, seviyordum seni senden habersiz.

Ağlıyorum yalnızlığıma, ağlıyorum sabahı olmayan yarınlarıma, şimdi sen yoksun hayatımda yaşamak neye yarar sensiz aldığım nefesin ne anlamı var söyle bana?

Şimdi tanımaya kalksan tanıdığın gibi kalmayacak, tanısan istediğin gibi olmayacak, istediğin gibi olsa sıkılacaksın. Çok zor iş, boş ver…

Kaldırımın başında yine tek başıma kaldım. Bir kere dağıldım kendimi toparlayamadım. Sessizliğin içinde kayboldum yanımda kimseyi bulamadım. Allah’ımdan başkasına da yalvarmadım.

Kim bilirdi sensizliğime sarılacağımı? Kim derdi sensiz gecelerimde ağlayacağımı? Şimdi sensiz mutluluğa hasretim sensizliğimde acılarıma dost oldum sevgilim.

Beynime kazımışım hayalini, nereye bakarsam bakayım hep seni görürüm sevgili, bırakıp gitmeseydin seni seven bu genci, bırakıp gitmeseydin yaşanacak günlerimiz olurdu sevgili.

Umutlarımı götürdün kendinle birlikte yarınlarım silindi söylediğin son sözünle belki pişman olursun dönersin günün birinde ben olmayacağım bıraktığın yerde.

Mutluluğa açılan yelkenlerimdi senin adın, gözlerine bakınca anlardım yaşadığımı ve yaşayacaklarımı, bir yalan olduğunu anlayamadım yine yalanlara aldanmışım kalbim ağlar bu kaçıncı?

Bende unutabilmek isterdim senin gibi yaşadıklarımızı çekip gitmek isterdim senin gibi uzak diyarlara bende gülmek isterdim yıkıp gittiğim hayatın ardından senin gibi.

Gözlerin kalbime kurşun misali saplanmışken ve beni yeniden hayata bağlamışken şimdi sensiz bir ölü gibiyim, kalbimde açtığın kurşun yarası kanar usulca ve ben sensizliğin kurbanıyım bu hayatta.

Sensizlik demek ölümle yüzleşmek demek, sensizlik ölüme 1 adım demek, sen olmayınca hayatımda yaşamanın ne anlamı var? Sen yoksan yanımda benim bu hayatta ne işim var?

Sen olmasan da yanımda kalbim hep seninle olacak sen sevmesen de beni benim kalbim hep senin için atacak, bir gün yalanlardan kaçtığında tek gerçek olarak ben yanında olacağım senin için sevgilim.

Gamlı Mesajlar

İçimde sana olan sevdamın ateşi yanarken delice ve kimse bu ateşi söndüremezken, bir lafınla bitirdin içimdekileri ve sana verdiğim değeri, şimdi sana güle güle vicdansız sevgili.

Dertlerim deniz oldu çırpınırım içinde ne kadar mücadele etsem de çeker beni dertlerim en derine son nefesimde bile adını haykırırım sensizliğime sen yoksan hayatımda ölüm hediye gibi gelir bana sensizliğimde.

Düşlerim sendin içimdeki sevgim, benim için nefes sendin sana bağlıydım ben sevgilim, şimdi bakıyorum maziye ağlarım sessizce, bırakıp gittiğin dünden beri seni beklerim sevgilim.

Aklımda geldikçe lanet ediyorum yaşadığıma, nereye baksam seni görüyorum ve gözlerimi açmak istemiyorum hayata! Şiirimdin sen benim aldığım nefes gibiydin hayatımda, şimdi sensiz bir hiç gibiyim yaşasam kime ne fayda?

Dert sende iken dermanı bendeydi acılar bende iken ilacı sendeydi gözlerim yağmurluyken güneşimdi gözlerin şimdi doğruların içindeyken yalanım oldun gittin sen vefasız sevgilim.

Vücudumun %70’i su falan değil; bildiğin sıkıntı.

Derdini anlatmadan anladığım kişiler, şimdi derdim oldu.

Yorgun bir kalbim, bıkkın bir ruhum var. İster misin?

Bir kaç tane şarkı, insanı çoğu kişiden daha iyi anlayabiliyor.

Her tercihin üzerinde, tercih edilmeyenin laneti var.

Sorun şu ki; insanlar artık bir kalbe sahip olduklarını unuttular!

O hep iyi olsun diye sen hep dua edersin, o hiç bilmez!

Zaten yorgunum beni daha fazla yoran hiçbir şeye tahammülüm yok!

Aklımda öyle biri var ki, ne idare edebiliyorum ne de iade.

Artık sadece aklımın köşelerinde varsın, oraları da ziyareti yakında keserim.

Mekân her zaman bulunur da, huzur veren insan her zaman bulunmaz.

Umarım sabah tüm şehir bembeyaz olur, başka türlü bitmeyecek bu sıkıntılar.

Kalbini hak etmeyen birine verdiğin müddetçe acı çekmeye mahkûmsun.

Sonbaharda düşen yapraklar gibi bizde düşüşteyiz. Soğuk beyaz bir kışa doğru…

Gülüşün hala aklımdayken, dilimin unuttum demesi çok saçma olmaz mı?

Hayatımın içinden aşk kavramını kökten çıkar, mükemmele yakın bir hayatım var.

Kalp kırılganlığı bir süre sonra geçer de, incinen gurur bir türlü iyileşemez.

Bir tane daha ‘memnun oldu mu’ ziyan edecek lüksüm yok, o yüzden tanışmıyorum kimseyle.

Dertli insanların ihtiyacı köşeye sıkıştırılmak değil, hislerine kulak verilmesidir.

Derdini anlatmadan anladığınız kişiler, şimdi sizin derdiniz oldu. Güle güle kafayı yiyin, afiyet olsun.

Sorsan ikimiz de mavi idik. Ama birimiz deniz, birimiz gökyüzü. Anlatabildim mi?

Uyuyamamak neyse de, hem uyuyamayıp hem de acıkmak baya bildiğin Allah’ın bela verme yöntemi gibi.

Bir masal daha böylelikle bitti ve yine hayat oyuncularını seçti başrolde sen ve ben, konu ise ayrılık.

Herkes güler yüzlü, anlayışlı, kendi içinde mutlu ve mutlu edebilecek birini bekliyor. Çok bekleriz daha!

Ben bana inananı hiç yarı yolda bırakmadım! Yarı yolda bırakanı da; bir daha adam yerine koymadım.

Hiç umudumu kesmedim hayattan. Bugün böyle dertli olsam bile. Yarın ne haldeyim. Bilirim hepsi Allah’tan.

Düşünüyorum seni ve düşünüyorum sensizliği, seninle mutlu olan gözlerim şimdi sensiz yaşlı sevgilim.

Geçen zamana, geçerken, nanik yapsaydım keşke. Gülerdim hiç olmazsa beyaz saçlarıma, çizgili suratıma baktıkça. Gülümserdim.

Hep kalanlara gidenleri kattım. Bir gün yerine geçemediler. O kalanlara gidenleri kattım yine bir tane sen edemediler.

Başkalarını düşünmekten, başkalarının hayatını yoluna koymaktan kendi hayatımı nasıl dağıttıysam toplayamıyorum. Biri gelip şunu toplasın.

Belki hapiste değiliz ama hepimiz tutsağız. Bazılarımız korkularına, bazılarımız zevklerine, bazılarımız da hırslarına!
Ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsem batar.

Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak arayacağımız yer bellidir.

Ateşe hakiki bir çay koyalım. Şehri unutanlardan olalım.

Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine.

Zira, gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.

Kapı aralığından baktığımda görebildiğim en güzel şeydir yaşamak.

Az az ölüyoruz her gün yağmurdan havadan bahseder gibi.

Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.

Değil mi ki kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.

Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.

Başıma düşmüş sevda ağı. Bir başıma tenhalarda kahroldum.

Adam acı mümkün olduğu kadar kendi içine aksın diye yüzünü öne eğmişti.

Ve insan en çok göğe vurgun. Sonra zifiriliğe, şiire ve hep Allah’a.

Bir duruşu olmalı insanın. Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.

Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.

Oturup konuşsak geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.

Dedim ya işte bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?

Bilmediğim ve ne yapacağı belli olmayan bir duyguyla hırpalanıyorum boyuna.

Nereye kadar kendinden kaçabilirsin? Ya bir daha geri dönemezsen…

Dedi ki sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki şair aşka boyun eğer zulme değil!

Seni sevmek merhamettir Kudüs. Seni sevmek Peygamber duası gibi.

Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz. Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.

Evet hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa?

Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.

İçim, ey içim. Bu yolculuk nereye? Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin.

Sevgisizliğinin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.

İnsan sevmeli; bazen bir insanı yahut da bir ağacı ya da kanadı kırık bir kuşu.

Yaşamak bir perde gibi kalkıyor aramızdan. Zamansız mekânsız bir tünel başındayız şimdi.

Çok geçmeyecek aradan şöyle diyeceğim: Bulutlar açmadı, mavi gök orda mı?

Bana hissettirdiklerini seviyorum, sanki her şey mümkünmüş gibi, sanki yaşamaya değermiş gibi.

O sabah ezan sesi gelmedi camimizden. Korktum bütün insanlar için bütün insanlık adına.

Şimdi yoksun üstelik uzaktasın ellerin yapayalnız biliyorum gözlerin dalıyor yine hep benim için olmalı.

Merhamet capcanlı bir kuştu insan kalplerinde. Bir ölçü bir adaletli ki eşi emsali bulunmaz.

Vicdanen rahat olmamız yetmiyor. Başkalarının hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi.

Bir gün ister istemez karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et o gün henüz mahşer olmasın.

Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.

Rüzgâr nereden eserse essin güzeldir. Alevler bir ayrı âlemdir. Dirlik sevinçtir göç içimizedir.

Kalbinizi yumuşatın ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun.

Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, Züleyha. Bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.

Hayalimin ayağı yere değmiyor henüz. Onun gerçekleşmesine dayanacak onun yükünü kaldıracak topraklarım yok.

Ehli takva olun ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin.

Bu dünya soğuk… Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer.

Alnı secdeye inen insanların sesleri birbirine bağlanabilirse ancak o zaman sokaklar meydanlar ardına kadar açılır.

Biz kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın bir imtihanhane olduğunu hep başkaları için düşünürüz.

Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle.

Ve önemli olan ‘an’dır. Onu ibadet sabır anlayış tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.

Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden Suriye’nin toprağından Bosna’nın bayrağından Gazze’nin gözyaşından öpüyoruz.

Haydi bir şeyler daha yazayım diye kaleme sarılmayın. Beklemeyi bilin. Susayınca acıkınca nasıl anlıyorsak yazmak anını da anlarız.

Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu münakaşa ve cedel su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl ya da engelle.

Buruşturularak atılmış bir kâğıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı… Ve sevmek. Ve korkmak ve nasıl uzaydaymışım gibi yalnızım.

Bu dünya soğuk. Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer. İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi.

İnsan kendi mutlu olma imkânını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin romanların içinde değil kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan andır.

Bakıyorsunuz zulmedilenlerin tek ortak özelliği var Müslüman oluşları ve zulmedenlere bakıyorsunuz onların da bir tek özelliği var Kâfir oluşları veya küfre hizmet edişleri.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı